Powered By Blogger

16 Mayıs 2013 Perşembe

Regaib Kandili

Sual: Regaib gecesi ne zamandır? Bu geceye mahsus namaz var mı?
CEVAPReceb-i şerifin ilk Cuma gecesine Regaib gecesi denir. Her cuma gecesi kıymetlidir.
 Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, daha kıymetli oluyor. Allahü teâlâ bu gecede müminlere ragîbetler [ihsanlar, ikramlar] yapar. Bu geceye hürmet edenleri affeder. Bu gece yapılan dua red olmaz ve namaz, oruç, sadaka gibi ibadetlere, sayısız sevablar verilir.


Bu gece, Peygamber efendimizin babasının evlendiği gece değildir. Böyle söylemek yanlıştır. Resulullahın dokuz aydan önce dünyayı teşrif etmiş olduğunu bildirmek olur ki, bu da, noksanlık ve kusurdur. Her bakımdan, her insanın üstünde ve her bakımdan kusursuz olduğu gibi, Âmine validemizi nurlandırdığı zaman da, noksan ve kusurlu değildi. Bu zamanın noksan olması, tıp ilminde ayıp ve kusur sayılmaktadır.



Bu geceye mahsus bir namaz yoktur. Regaib gecesini ibadetle geçirmeli, kazası olan kaza namazı kılmalı! Kazası olmayan da nafile namaz kılar. Ayrıca Kur’an-ı kerim okumalı, tesbih çekip, tevbe istiğfar etmeli. Mübarek gecelerde ve her zaman, ilim öğrenmek çok faziletlidir. İlmihal bilgileri en kıymetli ilimdir. Perşembe günü oruç tutup gecesini de ihya etmek çok sevabdır. Receb ayında oruç tutmak faziletlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:

(Receb ayında Allah’a çok istiğfar edin; çünkü Allahü teâlânın Receb ayının her vaktinde Cehennemden azat ettiği kulları vardır. Ayrıca Cennette öyle köşkleri vardır ki, ancak Receb ayında oruç tutanlar girer.) [Deylemi]


(Allahü teâlâ, Receb ayında oruç tutanları mağfiret eder.) [Gunye]



(Receb-i şerifin bir gün başında, bir gün ortasında ve bir gün de sonunda oruç tutana, Recebin hepsini tutmuş gibi sevap verilir.)[Miftah-ül-cenne]



(Ramazan ayı dışında Allah rızası için bir gün oruç tutan, iyi bir yarış atının bir asırda alacağı mesafe kadar Cehennemden uzaklaşır.) [Ebu Ya’la]



(Şu beş gecede yapılan dua geri çevrilmez: Regaib gecesi, Berat gecesi, Cuma gecesi, Ramazan bayramı ve Kurban bayramı gecesi.) [İ.Asakir]



(Receb büyük bir aydır. Allahü teâlâ bu ayda hasenatı kat kat eder. Receb ayında bir gün oruç tutan, bir yıl oruç tutmuş gibi sevaba kavuşur. 7 gün oruç tutana, Cehennem kapıları kapanır. 8 gün oruç tutana Cennetin 8 kapısı açılır. On gün oruç tutana, Allahü teâlâ istediğini verir. 15 gün oruç tutana, bir münadi,"Geçmiş günahların affoldu” der. Receb ayında Allahü teâlâ Nuh aleyhisselamı gemiye bindirdi ve o da, Receb ayını oruçlu geçirdi. Yanındakilere de oruç tutmalarını emretti.) [Taberani]



(Receb ayında, takva üzere bir gün oruç tutana, oruç tutulan günler dile gelip "Ya Rabbi onu mağfiret et" derler.) [Ebu Muhammed]



(Receb ayının ilk Cuma gecesini [Regaib gecesini] ihya edene, kabir azabı yapılmaz. Duaları kabul edilir. Yalnız, yedi kimsenin duası kabul olmaz: Faizci, Müslümanları aşağı gören, ana babasına eziyet eden, Müslüman olan ve dinin emirlerine uyan kocasını dinlemeyen kadın, çalgıcı, livata ve zina eden, beş vakit namazı kılmayan.) [S. Ebediyye] [Bunlar, bu günahlardan vaz geçmedikçe, tevbe etmedikçe, duaları kabul olmaz.]



Receb ayında yapılan dua kabul edilir, hatalar affedilir. Günah işleyenin cezası da kat kat olur.



Hazret-i Hüseyin (radıyallahü anh) anlatır:

“Kâbe’yi tavaf ederken yanık sesle Allahü teâlâya dua eden bir kimsenin sesini işittik. Babam bunu çağırmamı emretti. Güzel yüzlü temiz bir kimseydi. Ancak sağ tarafı felç olmuş, kurumuş, hareketsiz idi. Ona dedim ki:
− Sen kimsin, vaziyetin ne böyle?
− Menâzil bin Lâhık... Ben çalgı çalmakla, şarkı söylemekle şöhret salmış, Arabistan'ın artisti denilen ünlü bir kimseydim. Hep nefsin arzuları peşinde koştum. Recep ve Şaban aylarında bile bu günahlara devam ederdim. Salih babam, beni bu günahlardan kurtarmaya çalıştı. Bana, (Allahü teâlânın azabı şiddetlidir, bir anda kahredebilir. Kötü arkadaşlardan vazgeç, bu kötü işleri bırak! Melekler ve bu aylar senden şikayet ediyorlar) dedi. Nasihate hiç tahammülüm yoktu. Babamın üzerine yürüyüp, döverek susturdum. Üzüntülü ve kırık kalble, (Bu aylarda oruç tutar, geceleri ibadet ederim. Beytullaha gidip şerrinden korunmak için Allahü teâlâdan yardım dilerim) dedi.


Bir hafta oruç tutup Kâbe’ye giderek, (Ey Rabbim, mazlumların âhını yerde bırakmazsın. Bu ayda, bu mübarek yerlerde yapılan duaları reddetmezsin. Hakkımı oğlumdan al, onu felç et) diye dua etti. Henüz duası bitmeden sağ tarafım felç oldu. Bunu görenler, (Baba bedduasına uğramış kişi) derler.

− Baban bu haline ne dedi?
− Babamdan af ve özür diledim. Onun da babalık şefkati galip gelerek beni bağışladı. Beddua ettiği yerde, bu sefer şifa bulmam için hayır dua etmek üzere deve ile Beytullaha gelirken, devenin ürkmesi ile babam düşüp öldü. Şimdi çaresizim.


Babam Hazret-i Ali, bu gence dua etti. Recebde yaptığı bu dua bereketiyle Allahü teâlâ ona şifa ihsan eyledi.”

10 Kasım 2012 Cumartesi

Sormuyor ki Anlatsak !

Ethem Mahmut Ziya'nın bugünkü şahane yazısı:










Ne gerilim, ne heyecan. “Kazandın kutlarım, 4 yıl sonra görüşürüz, by by!” 
Ya böyle seçim mi olur? Romney siyaseti bıraksın, gitsin işine baksın. Haydi sandık mandık çaldırtamadın, hiç değilse birkaç çöp konteynerine pusula atar, tatava yaparsın. 
Sonra ne öyle yenilgi kabul etmeler, başarı dilemeler? Aksine trampet, meşale sokağa çıkacak, teneke çaldıracaksın. “Biz kazandık” diyeceksin, tebrikleri kabul edeceksin, ortalığı “geliyoruz” marşları ile çınlatacaksın. Zaten rakibinden fazla almışsın, teslim olmayacaksın. Meydanlara çıkacak. “Siyahiler hispanikler memleketi ele geçiriyor” diye yırtınacaksın. “Biz rejimi kuran partiyiz” diyeceksin, ötekileri komünistlikle faşistlikle suçlayacaksın. Taraftarlarınla George Washington’un mezarına koşacak, deftere “rahat uyu” yazacaksın. 
Oturma eylemleri yaptıracak, trafiğin canına okuyacaksın. Polis kaldırırsa “bakın şiddet” diye yaygara koparacak, insan hakları derneklerini vazifeye çağıracaksın. Dost meclislerinde zencilerin belediye otobüsüne binemedikleri, lokantaya giremedikleri yılları yâd edecek “ne günlere kaldık ya” diye vahvahlanacaksın. 
Sarışın mavi gözlü insanların ezildiği gibi bir hava estirecek, ezkaza bir siyahi muallim beyaz talebesine kaş çatsa bunu “saldırdı” şeklinde sunduracaksın. Bütün basını içtimaya çekecek, çocuğu kameralar önünde zırlatacaksın. 
Her türlü menfiliği manşetlere taşıyacak, şirketlerin çöktüğünü, doların battığını açıklayacaksın. 
Haklı ya da haksız birkaç işten çıkarılmış bulduracak, çoluk çocuğunu ağlatacaksın. Fonda titrek bir ney sesi, seyircinin yüreğini dağlatacaksın. 
Obama’nın Putin’le anlaştığını ve vatanı Moskova’ya sattığını iddia edecek, “Varan 1” “Varan 2” diye dosyalar açacaksın. “Asıl bombayı ayın 15’inde açıklayacağım” deyip milleti gerecek, sonra “şimdi zamanı değil, memleketin selameti için susuyorum” deyip parmak sallayacaksın. 
Nutuklarına “birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz böylesi bir dönemde” diye başlayacaksın ki millet birlik ve beraberliğin yara aldığı zehabına kapılsın. 
Dört tarafımız düşmanlarla çevrili fobisi her zaman prim yapar. Kanada ve Meksika’nın ABD’yi işgal planları yaptığını, Kuzey Kore ve İran füzelerinin üç vakte kadar ABD’yi vuracağını açıklayacak, Başkanı “aymazlıkla” suçlayacaksın. 
“Alaska’yı Amerika’dan kopartmak isteyenler şunu bilsinler ki, ne bugün ne de yarın emellerine asla nail olamayacaklar” deyip kürsüleri yumruklayacaksın. Turist köyündeki Kızılderilileri bile “savaş dansı yapmakla” suçlayacak, baltanı gömdüğün yerden çıkaracaksın. 
Âlemi huzursuz edip borsayı çuvallatacak Dow Jones yarım puan oynayınca “batıyoruz” çığlıkları atacaksın. Kenya’daki yankesici, gasp, kapkaç hadiselerini büyütecek, hırsıza uğursuza “Obama’nın akrabaları” diye kulp takacaksın. 
Ve anlaşmalı istatistikçiler Obama’nın oy oranının hızla düştüğünü ilan edecek. Demokratlardan ayrılan birkaç ameleye törenle Cumhuriyetçi rozeti takacaksın. Yandaş medyaya “kopmalar bütün hızıyla sürüyor” diye manşetleri attıracak, “bu gün seçim olsa” haberleri ile milletin kafasını bulandıracak, güvenini sarsacaksın. 
Bunlar şimdilik aklıma gelenleri... Ebelemeler, sobelemeler, kamera şakaları... Ohooo muhalefetin daha bin tane yolu var. Bak sen yanına bizden birini al. Pişman olmazsın!..

*Yazarın diğer yazıları için;
http://portal.tg.com.tr/makaledetay.aspx?id=554868

7 Kasım 2012 Çarşamba

Yolumuz








Hayatlarımız yola çıkan otomobillere ne kadar benziyor aslında...

Hepimiz çıktığımız yolda yasaklarla,çıkmaz sokaklarla,yol arkadaşlarıyla,sapaklarla karşılaşıyoruz...

Kimi zaman aceleyle,kimi zaman ağır ağır ilerliyoruz hayat denen ışıklı caddede...!

Bazen yol ayrımlarımız oluyor.Girdiğimizde nereye varacağımızı bilmediğimiz,bilmek istemediğimiz ayrımlar...Yada bildiğimiz ayrımlar.Tereddütle ilerlediğimiz karanlık yollar.Simsiyah geceden gün doğumuna geçtiğimiz,gece ile gündüzün birleştiği yollar...

Anılarımızı biriktirdiğimiz yolculuk hiç bitmiyor...

Ve yolun sonu her zaman (hiçbir zaman) bilinmiyor...!

L.B.B.